1/03/2018

Taha Suresindeki Ayetlerin Türkçe Manası

  Hiç yorum yok
Taha Suresindeki Ayetlerin Türkçe Manası
Taha Suresi'ndeki bütün Ayetlerde Türkçe anlamı manası ile hangi peygamberlerden bahsedilmiş, hangi öğütler verilmiş, nelerden sakınılması gerektiği söylenmiş, Neler yasaklanmış neler anlatılmış hepsi sayfamızdadır.

Taha Suresinin Türkçe Anlamı
1. ayet
Ta Ha

2. ayet
Kur'an'ı sana mutsuz olasın diye indirmedik.

3. ayet
Ancak saygısı olana bir öğüt olmak üzere.

4. ayet
Hem yeri, hem o yüksek yüksek gökleri yaratan tarafından peyderpey indirilen bir kitap olarak indirdik.

5. ayet
O Rahman, Arş'a hakim oldu.

6. ayet
Bütün göklerdekiler, bütün yerdekiler, bütün bunların arasındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep O'nundur.

7. ayet
Sen bu sözü ilan edeceksen de O, hem gizliyi, hem daha gizlisini bilir.

8. ayet
Allah, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. O en güzel isimler hep O'nundur.

9. ayet
Musa'nın olayı sana ulaştı mı?

10. ayet
Hani bir vakit o bir ateş gördü de ailesine: "Siz durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size ondan bir yalın kor getiririm veya ateşin yanında bir kılavuz bulurum." dedi.

11. ayet
Ona vardığı zaman, kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa!

12. ayet
Haberin olsun, Benim Ben, Rabbin, hemen pabuçlarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadide, Tuva'dasın!

13. ayet
Ve Ben, seni seçtim; şimdi vahyedileni dinle!

14. ayet
Gerçekten Benim Ben, Allah; Benden başka ilah yoktur; onun için Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl!

15. ayet
Çünkü Kıyamet mutlaka gelecektir; Ben hemen hemen onu gizliyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

16. ayet
Sakın ona inanmayıp kendi keyfine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, sonra helak olursun!

17. ayet
O sağ elindeki de ne, ey Musa?"

18. ayet
Musa: "O benim asam, üzerine dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak çırparım; benim daha başka ihtiyaçlarımı da görür." dedi.

19. ayet
"Bırak onu, ey Musa!" diye buyurdu.

20. ayet
Bıraktı onu, bir de ne görsün o, bir yılan olmuş koşuyor!

21. ayet
Allah: "Tut onu ve korkma, Biz onu önceki haline döndüreceğiz." buyurdu.

22. ayet
"Bir de elini koynuna sok ki, diğer bir mucize olarak kusursuz bembeyaz çıksın!

23. ayet
Sana en büyük mucizelerimizden bir kısmını gösterelim diye.

24. ayet
Firavuna git, çünkü o pek azıttı."

25. ayet
Musa dedi: "Ey Rabbim, benim göğsüme genişlik ver,

26. ayet
işimi kolaylaştır bana,

27. ayet
dilimden düğümü çöz,

28. ayet
sözümü iyi anlasınlar.

29. ayet
Bana ailemden bir yardımcı ver.

30. ayet
Kardeşim Harun'u.

31. ayet
Onunla sırtımı pekiştir.

32. ayet
Onu görevimde ortak et

33. ayet
ki Seni çok tesbih edelim

34. ayet
ve çok analım Seni.

35. ayet
Şüphe yok ki, Sen bizi görüp duruyorsun."

36. ayet
Allah: "Haydi, erdirildin dileğine, ey Musa!" buyurdu.

37. ayet
Şanıma andolsun ki, Biz sana diğer bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

38. ayet
Hani o vakit annene, verilen şu ilhamı vermiştik:

39. ayet
Onu sandığın içine koy, denize bırak, deniz de onu sahile bıraksın, onu hem Bana düşman, hem ona düşman biri alsın! Ve senin üzerine, gözetimim altında yetiştirilesin diye, katımdan bir sevgi koydum.

40. ayet
O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin.

41. ayet
Ben, seni kendim için yetiştirdim.

42. ayet
Sen ve kardeşin mucizelerimle gidin ve Beni anmakta gevşeklik etmeyin!

43. ayet
Firavun'a gidin; çünkü o, pek azıttı.

44. ayet
Varın da ona yumuşak dille söyleyin; belki dinler veya korkar."

45. ayet
"Ey Rabbimiz, bize şiddetle saldırmasından veya azgınlığının artmasından korkarız!" dediler.

46. ayet
Allah: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle beraberim; işitirim ve görürüm.

47. ayet
Haydi, varın da ona deyin ki: "Haberin olsun, biz Rabbinin elçileriyiz, artık İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara işkence etme, biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik, selam da doğruya uyanlara!

48. ayet
İnan ki, bize, azabın, kesinlikle yalanlayıp yüz çevirene olduğu vahyolundu."

49. ayet
Firavun: "Sizin Rabbiniz kimdir, ey Musa?" dedi.

50. ayet
Musa: "Bizim Rabbimiz, herşeye uygun yaratılışını veren sonra da yolunu gösterendir!" dedi.

51. ayet
Firavun: "Ya, öyle ise, önceki milletlerin durumu nedir?" dedi.

52. ayet
Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır; Rabbim şaşmaz ve unutmaz.

53. ayet
Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, orada size yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." dedi. İşte Biz, bu su sayesinde çeşitli bitkilerden çiftler çıkarmaktayız.

54. ayet
Hem yiyiniz, hem de hayvanlarınızı güdünüz; gerçekten bunda doğruya kılavuzluk eden akıl sahipleri için birçok deliller vardır.

55. ayet
Sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve yine sizi ondan bir kere daha çıkaracağız.

56. ayet
Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.

57. ayet
Dedi ki: "Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin?

58. ayet
O halde bilmiş ol ki, biz de sana onun gibi bir sihir yapacağız. Şimdi sen, seninle aramızda bir buluşma yeri ve zamanı belirle ki, ne senin ne de bizim caymayacağımız denk bir yer olsun!" dedi.

59. ayet
Musa: "Sizinle buluşma vakti süs (bayram) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir" dedi.

60. ayet
Bunun üzerine Firavun, dönüp tedbir almaya girişti, bütün hilesini derledi topladı, sonra geldi.

61. ayet
Musa onlara: "Yazıklar olsun size, Allah'a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra bir azap ile kökünüzü keser. Gerçekten iftira eden hüsrana uğramıştır." dedi.

62. ayet
Onlar aralarında tartışıp anlaştılar ve gizlice fısıldaştılar.

63. ayet
Dediler ki: "Şüphesiz bunlar, iki sihirbazdır; sizi yerinizden çıkarmak ve sizin o ideal inanç ve gidişatınızı yok etmek istiyorlar.

64. ayet
Siz de bütün hilelerinizi birleştirin, sonra sıra halinde gelin. Muhakkak ki, bugün üstün gelen zafere ermiş olacak!"

65. ayet
Onlar: "Ey Musa ya sen at, ya da ilk atan biz olalım." dediler.

66. ayet
Musa: "Haydi, siz atın!" dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları, sihirleri sebebiyle, kendisine cidden koşuyorlarmış gibi görünüyor.

67. ayet
Birden bire Musa, içinde bir tür korku duydu.

68. ayet
Dedik ki: "Korkma, çünkü sensin üstün sen!

69. ayet
Sağ elindekini bırakıver; o, onların yaptıklarını yalar yutar. Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz!"

70. ayet
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar: "Harun ile Musa'nın Rabbine iman ettik." dediler.

71. ayet
Firavun: "Demek ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! O, mutlaka size sihri öğreten büyüğünüzdür. O halde andolsun ki, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi kesinlikle hurma dallarına asacağım; şüphesiz bileceksiniz hangimizin azap bakımından daha şiddetti ve daha sürekli olduğunu!" dedi.

72. ayet
Onlar: "İhtimali yok, bize gelen bu açık mucizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz. Artık ne yapacaksan yap; senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçerli olur.

73. ayet
"Doğrusu biz hem günahlarımıza, hem bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabça senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdır."

74. ayet
Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne dirilir.

75. ayet
Her kim de mümin olarak ve yararlı işler yapmış bir halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.

76. ayet
Altından ırmaklar akan Adn cennetleri ki, onlarda ebedi kalacaklardır. Ve o işte , temizlenen kimsenin mükafatı.

77. ayet
Doğrusu Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü de onlara denizde kuru bir yol aç; yetişilmekten korkmaz ve endişe etmezsin."

78. ayet
Derken Firavun ordularıyla onları takip etti; denizden kendilerini saran sarıverdi.

79. ayet
Velhasıl Firavun kavmini sapıklığa sürükledi, doğru yola götürmedi.

80. ayet
Ey İsrail oğulları! Sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tur dağının sağ yanında size söz verdik ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

81. ayet
Size verdiğimiz rızıkların en hoşlarından yiyin ve o hususta taşkınlık yapmayın ki, sonra gazabım iner üzerinize; her kimin üzerine de gazabım inerse, o uçuruma gider.

82. ayet
Bununla birlikte, Ben tevbe eden, iman edip yararlı işler yapan sonra da doğru giden kimse için çok bağışlayıcıyım, şüphesiz.

83. ayet
Hem seni kavminden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir, ey Musa?

84. ayet
Musa: "Onlar, benim izimin üzerindeler ve ben, hoşnut olasın diye, sana gelmekte acele ettim ey Rabbim!" dedi.

85. ayet
Allah: "Ama Biz, senin ardından kavmini fitneye düşürdük ve Samiri onları saptırdı." buyurdu.

86. ayet
Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak hemen kavmine döndü: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir va'dde bulunmadı mı? Zaman mı uzadı, yoksa başınıza Rabbinizden bir gazap inmesini arzu ettiniz de mi bana verdiğiniz sözü tutmadınız?" dedi.

87. ayet
Onlar: "Biz, sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz, o kavmin zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık; Samiri de attı.

88. ayet
Derken onlara, böğürmesi olan bir dana heykeli çıkardı. Bunun üzerine: "İşte bu, sizin ilahınız ve Musa'nın ilahıdır; fakat o, bunu unuttu." dediler.

89. ayet
Şu gerçeği görmüyorlar mıydı ki, o onlara bir sözle karşılık veremiyor ve kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar sağlayabiliyordu.

90. ayet
Andolsun ki, önceden Harun onlara: "Ey kavmim, siz bununla yalnızca bir fitneye tutuldunuz ve doğrusu sizin Rabbiniz esirgemesi çok Allah'tır; gelin bana uyun ve emrime itaat edin!" demişti.

91. ayet
Onlar: "Biz Musa bize dönünceye kadar onun başında durmaktan asla ayrılmayacağız!" dediler.

92. ayet
Musa: "Ey Harun, sana ne engel oldu bunların sapıklığa düştüklerini gördüğün zaman,

93. ayet
peşimden gelmedin. Benim emrime isyan mı ettin?" dedi.

94. ayet
Harun: "Ey anamın oğlu, sakalımı ve başımı tutma! Emin ol ki, "dediğime bakmadın da İsrail oğulları arasına ayrılık düşürdün." dersin diye korktum." dedi.

95. ayet
Musa: "Ya senin derdin ne ey Samiri?" dedi.

96. ayet
Samiri: "Ben onların görmediklerini gördüm de Resülün izinden bir avuç toprak avuçlayıp attım, nefsim bana böyle hoş gösterdi." dedi.

97. ayet
Musa: "Haydi, defol! Çünkü senin cezan, hayat boyunca "Bana dokunmayın!" demendir; ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza daha var. O başını bekleyip durduğun tanrına da bak! Onu mutlaka yakacağız da yakacağız. Sonra da onu kül edip muhakkak denize dökeceğiz!

98. ayet
Sizin ilahınız ancak o Allah'tır ki, O'ndar başka ilah yoktur. O, ilmi ile herşeyi kuşatmıştır!" dedi.

99. ayet
Ya Muhammed, işte sana böyle geçmişin önemli haberlerinden kıssa anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir zikir verdik.

100. ayet
Her kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet gönünde bir günah yüklenecektir.

101. ayet
Sonsuza dek onun altında kalacaklardır. Onlar için kıyamet günü o ne kötü bir yüktür!

102. ayet
O gün ki, sura üfrülecek ve suçluları o gün Biz, gömgök mahşere toplayacağız.

103. ayet
Onlar, aralarında: "On günden fazla durmadınız." diye gizli gizli konuşacaklar.

104. ayet
Görüşü en üstün olanları, "Bir günden fazla durmadınız." dediği zaman, ne diyeceklerini Biz biliriz.

105. ayet
Bir de sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Rabbim, onları un ufak edip savuracak!

106. ayet
Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:

107. ayet
Orada ne bir eğrilik, ne de bir yumruluk göremeyeceksin.

108. ayet
O gün davetçiye hiçbir yana sapmadan uyacaklar. Öyle ki, Rahman'ın heybetinden sesler kısılmıştır; artık bir hışırtıdan başka birşey işitmezsin.

109. ayet
O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka, hiç kimsenin şefaati fayda vermez.

110. ayet
O, onların geleceklerini de bilir geçmişlerini de. Fakat onların bilgisi O'nu kapsayamaz.

111. ayet
Bütün yüzler, o diri ve herşeyi gözetip durana baş eğmiş ve bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.

112. ayet
Her kim de mümin olarak yararlı işler yaparsa, ne bir zulümden korkar, ne de çiğnenmeden.

113. ayet
İşte böylece Biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü şekillerde tekrarladık ki, belki korunur takva yolunu tutarlar ya da o onlarda bir düşünme, ibret alma meydana getirir.

114. ayet
Demek ki Allah, O hak hükümdar, yüceler yücesidir !.. Sana vahyi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme ve: "Rabbim, benim ilmimi artır!" de.

115. ayet
Gerçek şu ki, bundan önce Adem'e bir emir verdik, ama o unuttu ve Biz onda bir azim de bulmadık.

116. ayet
Ve o vakti düşün ki, meleklere: "Adem için secde edin!" dedik, hemen secde ettiler;ancak İblis dayattı.

117. ayet
Bunun üzerine Biz de: "Ey Adem, haberin olsun, bu, sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.

118. ayet
Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman oradadır.

119. ayet
ve sen orada susamazsın ve güneşte yanmazsın." dedik.

120. ayet
Derken şeytan ona vesvese verdi: "Ey Adem, sana sonsuzluk ağacını ve çürümesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" dedi.

121. ayet
Bunun üzerine ikisi de ondan yediler; hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp göründü, üzerlerine cennet yaprağından yamamağa başladılar ve Adem Rabbine asi oldu da şaşkın düştü.

122. ayet
Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve yol gösterdi.

123. ayet
Allah: "İkiniz de oradan birlikte inin, kiminiz kiminize düşman olarak! Sonra ne zaman size Benden bir doğru yolu gösterici gelir de her kim Benim kılavuzuma uyarsa, işte o, sapıklığa düşmez ve mutsuz olmaz.

124. ayet
Her kim de zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz."

125. ayet
Diyecek ki: "Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?"

126. ayet
Allah: "Öyle, sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun. Bugün de böyle bırakılacaksın." buyurur.

127. ayet
Ve işte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha çetin ve daha kalıcıdır.

128. ayet
Yurtlarında yürüyüp durdukları kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmemiz kendilerini doğru yola sevketmedi mi? Muhakkak bunda ibret alacak akıl sahipleri için birçok deliller vardır!

129. ayet
Eğer Rabbin tarafından önceden vermiş bir söz olmasaydı, mutlaka azap derhal yapışırdı; fakat belirlenmiş bir süre var.

130. ayet
O halde onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde de gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.

131. ayet
Kafirlerden birkaç çiftini, kendilerini fitneye düşürmek için, dünya hayatının cicibicisi olarak yararlandırdığımız şeylere gözlerini dikme sakın! Oysa Rabbinin rızkı (nimeti) hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır.

132. ayet
Hem ailene (ümmetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.

133. ayet
Bir de onlar: "Rabbinden bir mucize getirse ya !" dediler. Onlara, daha önceki kitaplardakinin apaçık delili gelmedi mi ki?

134. ayet
Eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile helak etmiş olsaydık: "Ey Rabbimiz, ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de biz alçak ve rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık." diyeceklerdi.

135. ayet
De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!

Kur'an-ı Kerim'in 20. suresi Taha Suresi'dir.
Kaynağımız: kuranmeali Adresinde Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Kur'an-ı Kerim Meal'idir.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder