1/20/2018

Zuhruf Suresi, Kuranın 43. Suresinin Türkçesi Manası

  Hiç yorum yok
Zuhruf Suresi, Kuranın 43. Suresinin Türkçesi Manası
Zuhruf Suresi'ndeki bütün Ayetlerde Türkçe anlamı manası ile adı geçen peygamberler işaret edilenler kavimler sakınılması gerekenler öğütler yazılanlar sayfamızdadır.

Zuhruf Suresinin Türkçe Anlamı, Kuran'ın 43. Suresi
1. ayet
Ha, Mim.

2. ayet
Bu parlak Kitab'ın kadrini bilin!

3. ayet
Doğrusu, Biz onu Arapça olarak okunacak bir Kur'an yaptık ki akıl erdiresiniz.

4. ayet
Ve gerçekten o Bizim nezdimizdeki Ana Kitapta. Çok yüksek, çok hikmetlidir.

5. ayet
Siz haddi aşan bir kavim olduğunuz için, şimdi sizden o öğüdü bertaraf mı edeceğiz (bir kenara mı atacağız).

6. ayet
Oysa Biz öncekiler arasında nice peygamber gönderdik.

7. ayet
kendilerine hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla kesinkes eğlenmesinler.

8. ayet
Onun için Biz onlardan daha sert pençelileri helak ettik. (Kur'an'da) öncekilerin misali geçti.

9. ayet
Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları O çok güçlü ve herşeyi bilen yarattı." derler.

10. ayet
O ki, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye size yollar açtı.

11. ayet
O ki bir ölçü ile yukarıdan su indirmekte ve onunla ölü bir beldeye hayat neşretmekteyiz, işte siz de (kabirlerinizden) öyle çıkarılacaksınız.

12. ayet
Ve O ki bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve yumuşak hayvanlardan bineceğiniz şeyler yaptı.

13. ayet
Ki, sırtlarına kurulasınız sonra üzerlerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz: "Ne yücedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermiş; yoksa biz bunu yanaştıramazdık (kendimize boyun eğdiremezdik).

14. ayet
Ve muhakkak biz dönüp dolaşıp Rabbimize varacağız."

15. ayet
Böyle iken tuttular kullarından ona bir cüz tasladılar (bir kısmını O'nun bir parçası saydılar). Gerçekten insan çok nankör, açık bir küfürbazdır.

16. ayet
Yoksa O, yaratıp durduğu mahluklarından kendine kızlar edindi de oğullarla imtiyazı size mi verdi?

17. ayet
Oysa onlardan biri o Rahman'a fırlattığı mesel (yakıştırdığı kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesiliyor da üzüntüsünden yutkunup yutkunup dolukuyor.

18. ayet
Ya, onlar süs içinde yetiştirilip de mücadeleye gelince beceremeyecek olan (kız çocukların)ı O'na isnad ediyorlar öyle mi?

19. ayet
Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi yaptılar. Yaratılışlarında hazır mı bulundular? Şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekilecekler.

20. ayet
Bir de dediler ki: "Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık." Bu hususta onların bir bilgileri yoktur, sadece atıyorlar.

21. ayet
Yoksa Biz onlara bundan önce bir kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar.

22. ayet
Hayır! Hayır, şöyle dediler: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerince giderek murada ereriz."

23. ayet
Yine böyle senden önce hangi memlekette bir uyarıcı gönderdikse, onun refah içindeki takımı demişti ki: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız."

24. ayet
(Uyarıcı): "Size atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirdimse de mi?" deyince, onlar: "Biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmıyoruz" dediler.

25. ayet
Bunun üzerine Biz de onlardan intikamını aldık. Bak o yalan söylüyorsun diyenlerin sonu nasıl oldu?

26. ayet
Bir vakit İbrahim, babasına ve kavmine: "Haberiniz olsun, ben o sizin taptıklarınızdan beriyim.

27. ayet
O beni yaratan başka. O beni doğru yola iletecektir." dedi.

28. ayet
O, bu sözü, soyu arkasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.

29. ayet
Fakat bunları ve atalarını kendilerine hak ve apaçık anlatan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp yaşattım.

30. ayet
Yaşattım da kendilerine hak gelince: "Bu bir sihirdir, biz buna inanmayız." dediler.

31. ayet
Ve: "Ne olurdu şu Kur'an iki şehirden (Mekke, Taif) bir büyük adama indirilseydi?" dediler.

32. ayet
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Onların dünya hayatındaki geçimlerini aralarında Biz taksim ettik. Bir kısmını diğerinin üstüne çıkardık ki derecelerle bazısı bazısını tutsun çalıştırsın. Rabbinin rahmeti ise onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.

33. ayet
Eğer insanlar hep (küfre sapacak) bir ümmet olacak olmasaydı. Biz o Rahman'ı inkar eden kimselerin evlerine muhakkak gümüşten tavanlar ve üzerlerinde çıkacakları asansörler yapardık.

34. ayet
(34-35) Odalarına kapılar; üzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın'dan süsler yapardık. Doğrusu bütün bunlar dünya hayatının geçici metaı; ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

35. ayet
(34-35) Odalarına kapılar; üzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın'dan süsler yapardık. Doğrusu bütün bunlar dünya hayatının geçici metaı; ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

36. ayet
Her kim Rahman'ın zikrinden (Kur'an'dan) körlük edip görmemezlikten gelirse Biz ona bir şeytan sardırırız (musallat ederiz), artık o ona arkadaş olur.

37. ayet
Muhakkak onlar (şeytanlar) onları yoldan çıkarırlar, onlar ise onları doğru sanırlar.

38. ayet
Sonunda Bize geldiği zaman: "Ah! Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.

39. ayet
Böyle söylemek bu gün size hiç de fayda vermez, çünkü zulmettiniz, hepiniz azapta müştereksiniz.

40. ayet
O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere? Apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?

41. ayet
Şu halde şayet Biz seni alıp götürürsek (hayatını sona erdirsek), elbette onlardan intikam alacağız.

42. ayet
Yahut onlara yaptığımız tehdidi sana gösterirsek! Şüphesiz Biz onlara bunu yapmaya da muktediriz

43. ayet
Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.

44. ayet
Ve muhakkak ki o (Kur'an) hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride bundan sorulacaksınız.

45. ayet
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor: Biz Rahman'dan başka ibadet olunacak ilahlar yapmış mıyız?

46. ayet
Andolsun ki, Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. (Musa) vardı: "Haberiniz olsun ben bütün alemlerin Rabbinin peygamberiyim." dedi.

47. ayet
Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

48. ayet
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik

49. ayet
Bu halde (iken bile) diyorlardı ki: "Ey sihirbaz, sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık yola geleceğiz."

50. ayet
Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.

51. ayet
Firavun, kavminin içinde bağırıp şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır kırallığı ve benim altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Artık gözünüzü açsanıza!

52. ayet
Yoksa ben şundan daha hayırlı değil miyim ki, o hem zavallı hem de meramını anlatamıyor.

53. ayet
Eğer o dediği gibi ise, üzerine altın bilezikler atılsa ya, veya yanında melekler dizilse gelse ya!"

54. ayet
Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, çünkü dinden çıkmış günahkar bir kavim idiler.

55. ayet
Böylece Bizi gazaplandırdıkları zaman Biz de kendilerinden intikam aldık, hepsini birden boğuverdik.

56. ayet
Böylece onları sonrakiler için hem bir ibret, hem de bir örnek kıldık.

57. ayet
Meryem oğlu İsa bir misal olarak ortaya atıldığında kavmin hemen ondan çığrıştılar:

58. ayet
"Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" dediler. Bunu sana sadece bir tartışma olsun diye fırlattılar (ortaya attılar). Doğrusu onlar çok kavgacı bir kavimdirler.

59. ayet
Hayır, o (İsa) kendisine nimet verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız halis bir kuldur.

60. ayet
Dilersek sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaparız.

61. ayet
Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığını gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.

62. ayet
Ve sakın sizi şeytan çelmesin; çünkü o size açık bir düşmandır.

63. ayet
İsa da açık mucizelerle geldiği vakit şöyle dedi: "Ben size hikmet ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir bölümünü açıklamak üzere geldim. Onun için Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

64. ayet
Haberiniz olsun Allah benim Rabbim, sizin de Rabbiniz ancak O'dur. Onun için hep O'na ibadet edin! İşte bu tek doğru yoldur."

65. ayet
Sonra o gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ihtilafa düştüler. Onun için acı bir günün azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline!

66. ayet
Hep kıyamete, hiç farkında değillerken onun ansızın başlarına gelivermesine bakıyorlar.

67. ayet
O gün Allah'tan korkanlar hariç dostlar, birbirlerine düşmandırlar.

68. ayet
Ey Benim kullarım! Bugün size hiç korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.

69. ayet
Benim ayetlerime iman edip de samimi müslüman olan kullarım!

70. ayet
Girin cennete siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluklar içinde!"

71. ayet
Altından tepsiler ve sürahiler ile üzerlerine dönülür dolaşılır. Nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep oradadır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız.

72. ayet
İşte bu, sizin yaptığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennet!

73. ayet
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.

74. ayet
Haberiniz olsun ki suçlular cehennem azabında ebediyyen kalacaklardır.

75. ayet
Kendilerinden o azap gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.

76. ayet
Biz onlara zulmetmemişizdir, fakat kendileri zalim idiler.

77. ayet
Ve şöyle bağrışmaktadırlar: "Ey Malik, Rabbin (bizi yok edip) işimizi bitiriversin!" O da der ki: "Siz her zaman (burada) duracaksınız."

78. ayet
Andolsun ki Biz, size gerçeği gönderdik; fakat çoğunuz gerçekten hoşlanmayanlarsınız.

79. ayet
İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken Biziz.

80. ayet
Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz; hem de yanlarında elçilerimiz vardır, yazarlar.

81. ayet
De ki: "Rahman'ın bir oğlu olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum."

82. ayet
Münezzehtir, yücedir o göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın Rabbi onların nitelendirdiklerinden.

83. ayet
Şimdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va'dolunduklan günleri (gelip) çatasıya kadar!

84. ayet
O gökte de ilah, yerde de ilahtır. Hikmet sahibi O'dur, herşeyi bilen O'dur.

85. ayet
Ve O ne yücedir ki, göklerin, yerin ve aralarındakilerin hükümranlığı O'nundur. Kıyamete dair bilgi de O'nun yanındadır. Ve hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

86. ayet
O'ndan başka yalvarıp durdukları şeyler şefaat de edemezler; ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden kimseler başka !

87. ayet
Andolsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde (haktan) nasıl çevrilirler.

88. ayet
Onun (peygamberin) "Ey Rabbim, bunlar muhakkak imana gelmez bir kavimdir." demesi hakkı için söylerim ki:

89. ayet
Şimdi sen onlardan vazgeç de "Selam!" de! Artık ilerde bileceklerdir.

Kur'an-ı Kerim'in 43. suresi Zuhruf Suresi'dir.
Kaynağımız: kuranmeali Adresinde Elmalılı Hamdi Yazır Zuhrufeleştirilmiş Kur'an-ı Kerim Meal'idir.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder