1/11/2018

Şuara Suresi, Şuara Suresinin Türkçe Manası

  Hiç yorum yok
Şuara Suresi, Şuara Suresinin Türkçe Manası
Şuara Suresi'ndeki bütün Ayetlerde Türkçe anlamı manası ile adı geçen peygamberler işaret edilenler kavimler sakınılması gerekenler öğütler yazılanlar sayfamızdadır.

Şuara Suresinin Türkçe Anlamı

1. ayet
Ta, Sin, Mim.

2. ayet
Bunlar sana o apaçık Kitab'ın ayetleridir!

3. ayet
Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.

4. ayet
Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.

5. ayet
Bununla beraber Rahman'dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.

6. ayet
Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.

7. ayet
Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice bitkiler bitirmişiz.

8. ayet
Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

9. ayet
Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir.

10. ayet
Bir vakit Rabbin Musa'ya şöyle seslendi: "Git o zalim kavme!

11. ayet
Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!"

12. ayet
(Musa) dedi ki: "Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar;

13. ayet
ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik ver!

14. ayet
Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.

15. ayet
(Allah) "Hayır" (endişe etme), "haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz,

16. ayet
haydin Firavun'a varın da deyin ki: "İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;

17. ayet
İsrail oğullarını bizimle beraber salıver."

18. ayet
(Firavun) dedi ki: "A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? Ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;

19. ayet
hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!"

20. ayet
(Musa) dedi ki: "O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.

21. ayet
Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.

22. ayet
O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!"

23. ayet
Firavun: "Alemlerin Rabbi de ne demek?" dedi.

24. ayet
(Musa): "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız." dedi.

25. ayet
(Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi.

26. ayet
(Musa): "O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir" dedi.

27. ayet
(Firavun): "Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir." dedi.

28. ayet
(Musa): "O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer düşünüyorsanız." dedi.

29. ayet
(Firavun): "Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?" dedi.

30. ayet
(Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?" dedi.

31. ayet
(Firavun): "Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen" dedi.

32. ayet
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;

33. ayet
bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

34. ayet
(Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!

35. ayet
Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?" dedi.

36. ayet
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;

37. ayet
bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!"

38. ayet
Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar

39. ayet
ve halka: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

40. ayet
şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız, dediler.

41. ayet
Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?" dediler.

42. ayet
(Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız." dedi.

43. ayet
Musa onlara: "Siz ne atacaksanız atın!" dedi.

44. ayet
Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: "Firavun'un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz." dediler.

45. ayet
Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.

46. ayet
Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar;

47. ayet
"İman ettik alemlerin Rabbine;

48. ayet
Musa ve Harun'un Rabbine!" dediler.

49. ayet
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız; çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!"

50. ayet
(Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.

51. ayet
Herhalde biz mü'minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz.

52. ayet
Musa'ya şunu vahyettik: "Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar); çünkü takip edileceksiniz."

53. ayet
Firavun da şehirlere asker toplayıcılar gönderdi;

54. ayet
Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar;

55. ayet
fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;

56. ayet
biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz." diyordu.

57. ayet
Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,

58. ayet
hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.

59. ayet
ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık.

60. ayet
Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler.

61. ayet
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları: "Yakalandık" dediler.

62. ayet
(Musa): "Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir" dedi.

63. ayet
Bunun üzerine Musa'ya: "Vur asan ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ oluverdi,

64. ayet
ötekileri de buraya yanaştırmıştık.

65. ayet
Musa'yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık,

66. ayet
sonra da ötekileri boğduk.

67. ayet
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı.

68. ayet
Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

69. ayet
Onlara İbrahim'in kıssasını da oku!

70. ayet
O bir vakit babasına ve kavmine: "Siz neye tapıyorsunuz?" dedi.

71. ayet
Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız, dediler.

72. ayet
(İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;

73. ayet
veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?"

74. ayet
Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk, dediler.

75. ayet
(75-76) (İbrahim) dedi ki: "Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?

76. ayet
(75-76) (İbrahim) dedi ki: "Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?

77. ayet
Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç;

78. ayet
O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir;

79. ayet
O ki, beni yedirir, içirir.

80. ayet
Hastalandığım zaman O bana şifa verir.

81. ayet
O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir.

82. ayet
Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.

83. ayet
Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!"

84. ayet
Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!

85. ayet
Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!

86. ayet
Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir.

87. ayet
Yaratıkların diriltilecekleri gün, beni utandırma,

88. ayet
O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar!

89. ayet
Ancak Allah'a temiz bir kalp ile varan başka!"

90. ayet
Cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.

91. ayet
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

92. ayet
Ve bunlara: "Hani nerede o taptıklarınız,

93. ayet
Allah'tan başka; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarıyorlar mı?" denilmekte.

94. ayet
Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

95. ayet
Ve bütün o iblis orduları.

96. ayet
onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler:

97. ayet
Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.

98. ayet
Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.

99. ayet
Ve bizi hep o suçlular şaşırtmıştı.

100. ayet
Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,

101. ayet
ne de sadık bir dost!

102. ayet
Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da, mü'minlerden olsaydık."

103. ayet
Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğu inanmadı.

104. ayet
Ve şüphesiz ki, Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

105. ayet
Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,

106. ayet
kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

107. ayet
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

108. ayet
Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!

109. ayet
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

110. ayet
Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!"

111. ayet
A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız? dediler.

112. ayet
(Nuh) "Benim onların ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?

113. ayet
Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz.

114. ayet
Hem ben iman edenleri kovmaya me'mur değilim.

115. ayet
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dedi.

116. ayet
Dediler ki: "Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan olacaksın!"

117. ayet
(Nuh): "Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.

118. ayet
Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi.

119. ayet
Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.

120. ayet
Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.

121. ayet
Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi.

122. ayet
Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir.

123. ayet
Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı.

124. ayet
Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

125. ayet
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

126. ayet
Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin!

127. ayet
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

128. ayet
Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz?

129. ayet
Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz.

130. ayet
Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.

131. ayet
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

132. ayet
O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi.

133. ayet
(133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.

134. ayet
(133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.

135. ayet
Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

136. ayet
Dediler ki: "Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir.

137. ayet
Bu sadece eskilerin adetidir

138. ayet
Biz azaba uğratılacak değiliz."

139. ayet
O'nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.

140. ayet
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

141. ayet
Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.

142. ayet
Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti: "Allah'tan korkmaz mısınız?

143. ayet
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

144. ayet
Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

145. ayet
Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

146. ayet
Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:

147. ayet
cennetler, pınarlar,

148. ayet
salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde?

149. ayet
Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?

150. ayet
Gelin, Allah'tan korkun da bana itaat edin.

151. ayet
İtaat etmeyin o kimselere

152. ayet
ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler."

153. ayet
Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerden birisisin;

154. ayet
Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!"

155. ayet
(Salih): "İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona, belli bir günün su hakkı da size;

156. ayet
sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi.

157. ayet
Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;

158. ayet
çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

159. ayet
Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

160. ayet
Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı.

161. ayet
Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

162. ayet
Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

163. ayet
Gelin Allah'tan korkun da bana itaat edin.

164. ayet
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.

165. ayet
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!

166. ayet
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!

167. ayet
(Onlar): "Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan) vazgeçmezsen, kesinlikle (yurdun dışına) çıkarılanlardan olacaksın!" dediler.

168. ayet
(Lut) dedi ki: "Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim.

169. ayet
Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar!

170. ayet
Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.

171. ayet
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.

172. ayet
Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik.

173. ayet
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!

174. ayet
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

175. ayet
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten çok güçlü ve çok merhametlidir.

176. ayet
Eyke halkı da gönderilen peygamberleri yalanladı

177. ayet
Şuayb o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?

178. ayet
Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

179. ayet
Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

180. ayet
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbine aittir.

181. ayet
Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.

182. ayet
ve doğru terazi ile tartın!

183. ayet
Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcilikle fesada vermeyin.

184. ayet
O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!"

185. ayet
Dediler: "Sen muhakkak büyülenmişlerdensin.

186. ayet
Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.

187. ayet
Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden isen."

188. ayet
(Şuayb): "Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir." dedi.

189. ayet
Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi.

190. ayet
Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.

191. ayet
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.

192. ayet
Ve gerçekten bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.

193. ayet
Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi.

194. ayet
Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,

195. ayet
açık parlak bir Arapça ile.

196. ayet
O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.

197. ayet
Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil mi?

198. ayet
Eğer onu Arapça bilmeyenlerin birine indirseydik de,

199. ayet
O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.

200. ayet
Biz onu suçluların kalbine öyle sokmuşuzdur.

201. ayet
Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar ona iman etmezler

202. ayet
o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda gelecektir,

203. ayet
(O zaman) diyecekler: "Acaba bize bir mühlet verilir mi?"

204. ayet
Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?

205. ayet
Gördün ya, onlara senelerce zevk ettirsek,

206. ayet
Sonra kendilerine yapılan tehdit gelip çatsa,

207. ayet
o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır.

208. ayet
Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun uyarıcıları olmuştur.

209. ayet
(Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.

210. ayet
Ve bunu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmedi;

211. ayet
bu onlara hem yaraşmaz, hem güçleri yetmez.

212. ayet
Onlar (vahyi) işitmekten kesinlikle mahrum edilmişlerdir.

213. ayet
Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın.

214. ayet
En yakın hısımlarını uyar.

215. ayet
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.

216. ayet
Bunun üzerine sana isyan ederlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de.

217. ayet
Ve O güçlü ve merhametli olana güvenip dayan.

218. ayet
O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor

219. ayet
ve secde edenler arasında dolaşmanı da.

220. ayet
Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O'dur.

221. ayet
Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?

222. ayet
Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.

223. ayet
Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.

224. ayet
Şairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.

225. ayet
Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

226. ayet
Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.

227. ayet
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.

Kur'an-ı Kerim'in 26. suresi Şuara Suresi'dir.
Kaynağımız: kuranmeali Adresinde Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Kur'an-ı Kerim Meal'idir.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder